ARTAN
AYDIN
AYHAN
Hatice AYHAN
Halil AYHAN
Mehmet AYHAN
Mevlüt AYHAN
Nihat (Hasanoğlu) AYHAN
Nazile AYHAN
Osman AYHAN
Türkan AYHAN
Emeviye AYHAN
Zeliha AYHAN
BİLAL
Bediha BİLAL
Ali BİLAL
Ömer BİLAL
BOZAN
Hasan BOZAN
Ayşe BOZAN
Şerife BOZAN
Asiye BOZAN
Satılmış_2 BOZAN
Satılmış BOZAN
Metin BOZAN
Sevdiye BOZAN
Ömer BOZAN
Mevlüt BOZAN
BUDAK
Hüseyin BUDAK
Osman BUDAK
Sadetin BUDAK
Gazi BUDAK
Şehri(Gazi Eşi) BUDAK
Şehri BUDAK
Şehri_2 BUDAK
ÇERİBAŞI
Sebahattin ÇERİBAŞI
DANABAŞ
Keziban DANABAŞ
DEMİR
Hidayet DEMİR
Kamil DEMİR
Osman DEMİR
Hatice DEMİR
Sıdıka DEMİR
Adeviye DEMİR
Mustafa DEMİR
Raşit DEMİR
Elif DEMİR
Zahide DEMİR
İzzet DEMİR
Fatma DEMİR
Fatma DEMİR
Ömer DEMİR
Bilal DEMİR
Hanife DEMİR
Seydi DEMİR
Taibe DEMİR
EGE
Ayşe EGE
Tahir EGE
EKE
Yılmaz EKE
Murat EKE
GÜLER
Seyfi GÜLER
Salim GÜLER
Ayşe GÜLER
GÜNGÖR
Abdülkadir Eren GÜNGÖR
H.Muharrem GÜNGÖR
Dursuna GÜNGÖR
Ayşe GÜNGÖR
GÜR
Fatma GÜR
Muharrem GÜR
KAHRAMAN
Ali KAHRAMAN
Gürcü KAHRAMAN
KALAYCI
Şerife KALAYCI
Abdurrahman KALAYCI
Mustafa KALAYCI
Mustafa_2 KALAYCI
Müsaade KALAYCI
Perihan KALAYCI
İbrahim KALAYCI
Ayşe KALAYCI
Menekşe KALAYCI
Emine KALAYCI
Emine KALAYCI
KANTAR
Lütfullah KANTAR
Sıddıka KANTAR
Nazmi KANTAR
Fatma KANTAR
Mustafa KANTAR
Muhterem KANTAR
KARADUMAN
Cefariye KARADUMAN
Kadriye KARADUMAN
Şaban KARADUMAN
Ferhat KARADUMAN
KARAOĞLU
Sare KARAOĞLU
KIZILKAYA
Cemile KIZILKAYA
Şaban KIZILKAYA
KOÇAK
Kadir KOÇAK
Zeliha KOÇAK
OĞUZ
Nail OĞUZ
Güllü OĞUZ
Osman OĞUZ
Emine OĞUZ
Ayşe OĞUZ
Mürvet OĞUZ
Mavi OĞUZ
Menduh OĞUZ
Kamil OĞUZ
Hatice OĞUZ
Emine OĞUZ
ÖTER
İsmail ÖTER
Salih ÖTER
Hacı Ali ÖTER
M.Ali ÖTER
Zülbiye ÖTER
Selvinaz ÖTER
Hava ÖTER
Mustafa ÖTER
Durmuş ÖTER
Hüseyin ÖTER
Hikmet ÖTER
Hüseyin ÖTER
ÖZBEK
Beşir ÖZBEK
Şerife ÖZBEK
Adil ÖZBEK
Emine ÖZBEK
Ümmühan ÖZBEK
PATLAK
Şefika PATLAK
Eşref PATLAK
ŞANLI
Adil ŞANLI
Emine ŞANLI
Rasim ŞANLI
Hüseyin ŞANLI
Şerife ŞANLI
Hasan ŞANLI
Safiye ŞANLI
Ahmet ŞANLI
ŞEN
Ayşe ŞEN
Zeliha ŞEN
Şerife ŞEN
Şehri Meziyet ŞEN
TEPEGÖZ
UĞUZ
ÜRER
YÜCE
Bayram TEPEGÖZ
Bahriye UĞUZ
Murat (Değirmenci) UĞUZ
Hüseyin UĞUZ
Mustafa UĞUZ
Rahime UĞUZ
Şehri UĞUZ
İsmail ÜRER
Şerife ÜRER
Hayri ÜRER
Talat ÜRER
Osman ÜRER
Cemile ÜRER
Döndü ÜRER
Hamide YÜCE
Şevket YÜCE
Hanim YÜCE
Akif YÜCE
Şehri  YÜCE
Şaziye YÜCE
Hüseyin YÜCE
Esref PATLAK
Ravi: Abdullah İbnu Ubeydillah İbni Ebi Müleyke
Tanim: Hz. Osman İbnu Affan radıyallahu anh'ın Mekke'de bir kızı vefat etti. Cenazesinde bulunmak üzere geldik, İbnu Ömer ve İbnu Abbas (ra) da cenazede hazır oldular. Ben ikisinin arasında oturuyordum. Abdullah İbnu Ömer, tam karşısında bulunan Amr İbnu Osman'a: "Ağlamayı niye yasaklamıyorsun? Zira Resulullah (sav): "Ölü, ehlinin, kendisi üzerine ağlaması sebebiyle azab görür" buyurmuştur!" dedi. Bunun üzerine İbnu Abbas (ra): "Hz. Ömer (ra) bunun bir kısmını söylemişti" dedi ve sonra İbnu Abbas konuşmasına devam ederek anlattı: "Hz. Ömer'le Mekke'den çıktım. el-Beyda nam mevkie geldiğimizde, semüre ağacının gölgesinde bir yolcu gördü. Bana: "Git bak bakalım! Bu yolcu neyin nesi?" dedi. Gittim baktım, meğer Süheyb imiş, gelip haber verdim. "Onu bana çağır!" dedi. Tekrar Süheyb'e dönüp: "Haydi yürü, emr'ül-mü'minine uğra!" dedim. Hz. Ömer (ra) hançerlendiği zaman Hz. Süheyb (ra), ağlayarak girdi. Hem ağlıyor, hem de: "Vay kardeşim, vay arkadaşım!" diyordu. Hz. Ömer: "Ey Süheyb bana mı ağlıyorsun? Aleyhissalatu vesselam: "Ölü, ehlinin kendi üzerine ağlaması sebebiyle azab görür" buyurdu!" dedi. İbnu Abbas (ra) der ki: "Hz. Ömer (ra) öldüğü zaman bunu Hz. Aişe (ra)'ya hatırlatmıştım. Şöyle dedi: "Allah Ömer'e rahmet buyursun! Vallahi Resulullah (sav): "Allah, mü'mine, ehlinin üzerine ağlaması sebebiyle azab verir" demedi. Lakin Resulullah (sav): "Allah, kafirin azabını, ehlinin üzerine ağlamasıyla artırır" buyurdular." Hz. Aişe sözlerine şöyle devam etti: "(Bu meselede) size Kur'an yeter. Orada "Hiçbir günahkar başkasının günahını yüklenmez." (Fatır 18) buyrulmuştur." Bu söz üzerine İbnu Abbas (ra): "Gerçek şu ki, güldüren de, ağlatan da Allah'tır, (gülmek ve ağlamak fıtri bir şe'niyettir, kişinin bunda dahli yoktur)" dedi. İbnu Müleyke der ki: İbnu Ömer bu konuşmalar karşısında hiçbir şey söylemedi (serdedilen delilleri ikna edici buldu)."